REKLAM ALANI 1

KONTİGARANTİ

Çok oldu,
Ülkemin hatırlamadığım bir şehrinin sahil kasabasında tek başına yaşayan zihinsel yeti kaybı olan özel bir vatandaşımızın dramını taşımıştı ulusal televizyon kanalında bir sabah programı,

…Sefalet içindeki zor şartlarını gündeme getiriyor, içeri girmeye cesaret edemeyeceğimiz, izbe, harabe, mekruh yaşamını sürdürdüğü tek göz oda bile diyemeyeceğimiz içler acısı derme barınağını gözler önüne seriyordu… Bir de yıllar önce kaybettiği kardeşinin izini sürüyordu program…

Gezdi kamera, dolaştı civar kasabayı, konuştu eşrafla… -nasıl bilirsiniz, dedi kardeşimizi, “ona bakar da yardım elinizi uzatır mısınız?” 

eşraf hep bir ağızdan, 
“filanca kardeşimiz bizlerin bereketidir, o, hepimize emanettir… biz onu gözetmez miyiz, ebeveynleri ölmeden onu bize emanet etti, bak ben balıkçıyım, tabelam burada, her gün gelir burada yemeğini yer parada almam…” tam o sırada bu özel kardeşin bulunduğu masaya ikramlar gelir, çatal bıçak tutmasını bilmediğinden eliyle girişir balığına, ekmeğini daldırır tastaki çorbasına… Kamera bunları çeker hep…

Kasaba giderler, aynı terane, bakkalı çakkalı çiçekçisi semt pazarı meğerse hep el üstünde tutarlarmış bu kardeşimizi, dört koldan sahip çıkarlar, ne ihtiyacı varsa gözetirlermiş miş… 

Ama evi, üstündekiler, saçı sakalı o pasaklı garip hali, günlerdir banyosu ve lavabosu olmayan, kışın camlarına poşet gerdirdiği hanesinde neredeyse aylarca teninin su görmediğini, kanıtlar cinstendi… 

Sonra programda gösterdiler konuk kardeşimizi, yıkanmış, temizlenmiş ak pak tertemiz olmuş, yüzü gözü açılmış sinekkaydı tıraşını olmuş, elbiselerini değişmiş bir beyefendi karşıladı biz seyircisini…

-    Nasıldı? Dedi, sunucu bayan, dün gece kaldığın otel rahat mıydı, yatağın konforlu muydu? 
Gülümsüyordu kardeşimiz, minnetini gülümseyerek dile getiriyordu. 
Görseniz, cillop gibi olmuştu ama…

Derken bir şekilde ilçe belediye başkanı bağlandı yayına…
Sunucu bayan ve beraberindeki heyet sıkıştırdılar bayağı başkanı…
Başkan insaflı çıktı, ev mevzuu tamam, dedi, kardeşimizin evini tutuyor döşüyor anahtar teslim kendisine veriyoruz…
-    E, iş? Dedi çetin ceviz sunucu hanımefendi,
Başkan el attı, ona da tamam, dedi, belediye de işi de hazır…
Hadi iyisin bak, işin de tamam, dediler bu özel durumu olan kardeşimize…
Kardeşimiz ne dese beğenirsiniz? – Katiyen iş olmaz! 
Aa, neden ?! oğlum bak paranı da kazanacaksın…
Cıks, olmaz! İşe girersem 3 aylık maaşımı kesilir sonra!…
Haliyle, 
-    ne alıyorsun ki 3 ayda? Diye sordu sunucu…
“3 dört ay öncesinin parasıyla söylüyorum” 9 yüz bilmem kaç lira!
Akabinde n’oldu bilmiyorum ama,
İşe girmedi galiba…
Umarım iyidir ve rahattadır…

İmdi bunu yine neden anlattım?
Geçen Pınarbaşılı bir abimizle oturuyoruz,
Bana bazı sıkıntılarından bahsetti, üzüntülü bir şekilde…
İşittim, iştiyak ettim, çözüm yolları sıraladım,
Nuh dedi peygamber demedi, gelmedi hiçbir dediğime…
O da aynı rahatsızlık ve hemen hemen aynı sorunlardı…

Bu hakkı kendimde nerden buluyorum,
Sadece şunu demek istiyorum,
Muhtar emmi abla teyze abi, uyumayın!

******
…ve dernekte üç kas hastası bir celebral palsy’li, kafadarlar oturuyoruz,
En küçüğümüz 17-18 yaşında, 
Konu bir şekilde tuvalet ihtiyacımıza geldi,
Sen daha uzağa i*ersin ben daha uzağa *şerim muhabbeti değil, ha…
Yanlış anlamayın,
Dedi ki en küçük olanımız (kas hastası), benim çi*imi tutma rekorum tam 36 saat!
İçim acıdı, ama gülme krizi tuttu bir yandan da
Sinirden.

Şimdi adam gibi bir baba yiğit belediyemizden,
Veya bir devlet yetkililerimizden bireysel hususi ricamdır,
Benimle çok değil, 1 haftada tam 21 saat mesaisini geçirebilecek
Ben anlatacağım o dinleyecek, not alacak ve soru soracak,
yürekli bir Uzm. Psikolog talep ediyorum yanıma,
Konumla bağlantılı, bütün sorunları,
Rehaveti, çektiklerime ve gördüklerime bir delil olarak, yerle bir etmezsem, psikoloğun zihnini boşaltıp çıkmazları çıkarıp açmazları sadece düşüncem ve olaylara bakış açımla değiştirmezsem kitapsızım! Hem de sadece dertleşerek.
Bizden kontigaranti, hodri meydan

Şimdi onlar bana derler ki, fakir edebiyatı yapma Can Ahmet!
Ben de onlara derim ki, edebiyatın aslını fakirler yapar, diğerleriyse laf salatasıyla kopya tezler sunar.

Can Ahmet Vural
08.06.2017.4


PAYLAŞ
REKLAM ALANI 11